Konuk Yazar #1 - Uzay Kartlarım ve Uzaylılar

Uzaylı   
Uzay… Her zaman soğuk ve ürkütücü bir yerdir. Sessiz ve sonsuza dek uzayıp gideceği sanılan bir boşluk… Uzay denince aklımıza hep “uzaylılar” gelir değil mi? E yani haksız da değiliz hayalimizin bile yetişemediği bir boşluk milyarlarca galaksi, yıldızlar, gezegenler, kara delikler, süper nova patlamaları diye devam eder evrenimizin içeriği.


Aslında bu yazıda uzay kartlarımdan bahsedecektim. Şöyle kaliteli uzay kartları bulamadım gitti. Ya da maketler. Mesela ISS’in JWST’nin şöyle tam teşekküllü birer maketi olsaydı. Bulduklarımı alıyorum zaten. Kartlardan başladım işe pek memnun olmasam da idare ederler.

Uzaylılar demişken telsiz iletişimin ilk zamanlarında. Marconi’nin, Nikola Tesla’nın çalışmalarını çalmaya başlayıp telsizi geliştirmeden önce ya da o sıralar insanlar uzaylılara temasa geçmek için (Temas filmi aklıma geldi bir anda) radyo frekanslarını kullanmak istemişler. Tesla bu konuda en ateşli çalışmaları yapmış. O zamanlar yani 1890’larda Mars’ta hayat olduğu ve akıllı yaşam formlarının olduğu insanların akıllarına ilişmiş. Tesla, bir yandan uzaya durmadan radyo sinyalleri gönderirken Marconi de boş durmuyordu. İngiltere’de pasifiğin diğer ucuna radyo sinyalleri göndermekle meşguldü.

Wardenclyfee
Marconi, Tesla’nın patentleri ve şemaları ile oluşturduğu düzeneği ile sinyaller göndermeye başlamıştı bile. Tesla o zamanlar Wardenclyfee adlı devasa kulesi ile dünya için bedava elektrik ve süper haberleşme ağı için uğraşıyordu. İşte tam o sırada uzaylılardan mesaj aldığını iddia etti. Alıcılarına takılan sinyalleri gönderecek kimse yoktu. Olsa olsa Marslılar bu sinyalleri gönderirlerdi. Tesla bu iddiasını bir peygamber edası içinde açıklar. Tabii ki daha sonraları bu sinyallerin Marconi’nin radyo denemeleri öğrenince epeyce utanır.

Nikola Tesla   
Wardenclyfee Kulesi laboratuvarı yani en az 300 bin Dolarlık bir yerleşke, 20 bin Dolarlık otel borcu için mahkeme karar ile talan edilir, kule sökülür ve hurdacıya satılan demir misali satılır.

Yeryüzünde daha fazla mizaha ve evreni daha çok tanımaya ihtiyacımız var. Belki o zaman dünyadaki didişmelerden ve sevgisizlikten kurtuluruz. Uzayın o soğuk, donuk, karanlık, oksijensiz, zararlı ışımalarla dolu vakum alanı bize insanlığımızı hatırlatmalı. Bu arada uzaylıları da unutmamak lazım…


Yazar: Mustafa Sönmez 
Web Adresi: http://www.mustafasonmez.com/

6 yorum

Buraya Tıklayınız yorum
5 Nisan 2016 07:55 ×

Merhaba Furkan,
Yazımı yayınladığın için teşekkür ederim. Umarım başka yazılar da gelir.

Yanıtla
avatar
5 Nisan 2016 17:41 ×

Merhaba Mustafa Abi,
Önemli değil, böyle güzel bir içerik sunduğun için ben teşekkür ederim. :) İnşallah.

Yanıtla
avatar
5 Nisan 2016 22:20 ×

Sen de bir şeyler yaz videoları aksatama :=) blog boş kalmasın :)

Yanıtla
avatar
6 Nisan 2016 06:02 ×

Yok abi ne boş kalması. :) Sınav dönemim. Ayriyeten 3 gündür sabah 5.45'de kalkıyorum. Barış Özcan'ın #40sabaherkenkalk videosunu izlemeni tavsiye ederim. Dün sabah 1 tane haftalık sohbet çektim. :)

Yanıtla
avatar
7 Nisan 2016 03:34 ×

Hadi bakalım öyle olsun. Sınav dönemi bitince devam :=)

Yanıtla
avatar

yapım aşaması



Sitemiz çalışmalar nedeniyle geçici olarak kapalı.